Olympos'a
ait ilk bilgileri Pilinius'un Naturalist Historia'sından daha
sonra ise 19.y. yılın gezginci tarihçileri Sprat ve Forbes'in"Travels
'in Lycia isimli kitabından ediniyoruz.
Arkeolojik
buluntular; antik dönemden kalan yapıların tekniği ve sikkeler
şehrin Hellanistik dönemde varlığına işaret etmektedir. Olympos'da
basıldığını bildiğimiz bu sikkeler Lykia birlik sikkeleri olup,M.
Ö. 1688-78 yıllarına aittir. Sikkelerin ön yüzlerinde tanrı Apollon'un
başı, arka yüzünde ise bir Lyra ve Olympos kentini belirleyen
O- A harfleri yer almaktadır. Olympos Lykia birliğine dahil olmuş,
birlikte üç oy hakkına sahip 6 şehirden
Tarih kitaplarında Olympos kenti en çok korsan ZENİKETES ile ilintili
olarak geçmektedir. Olympos M. Ö. I. Y. Yılında korsanlar tarafından
yıkım ve talan'a uğramıştır. Korsanların ileri Zeniketess bir
kaç kez Roma gemilerini yakmış Tarsus'dan Olympos'a kadar soymadık
kent bırakmamış korsanlıkla ele geçirdiği kişileri o dönemin tanınmış
köle satış merkezleri olan Side ve Phaselis'te satılığa çıkarmıştır.
Side kenti ile köle satışı hakkında bir anlaşma imzalanmış Side
kenti köle satışında kendisine bir takım imtiyazlar tanımıştır.
Zenitekes M. Ö. 78 yılında Romalı komutan Servilkius Vata tarafından
yenilgiye uğratılmış yenilginin ardından Olympostaki malikanesine
çekilmiş orada kendini yakarak intihar etmiştir. Yazılı kaynakların
belirtiliğinde göre malikanesi 1000 m. Yükseklikte bir tepe üzerinde
olup denizi gören bir yerdedir. Hiçbir araştırmacı bu güne kadar
Finiketesi malikanesinin yerini bulamamış dolayısıyla onun dillere
destan hazinesine ulaşamamıştır. Olymposenitekes'ten sonra Romalıların
hakimiyetine geçer. Şehirde bulunan kitabelerden İmparator Hadrianus'un
şehri M. S. 130 yılında ziyaret ettiğini öğreniyoruz. İmparator
Gordianus III bu şehirle irtibat kurmuştur. Onun zamanında Olympos'ta
Gordian III ve karısı tranquana için sikkeler bastırılmıştır.
(M. S. 214-138)
Bir
vadi içinde yer alan şehirde roma karakterli tiyatro Byzans kilisesi
agora kapısı ? Piskopa sarayı göze batan yapılardır. Şehrin güney
batısında ise Nekropol yer almaktadır. Nekropalde iki tip mezara
rastlanmaktadır. Bunlardan ilki Lahitler ikincisi ise oda tarzındaki
mezarlıktır. Lykia tipinde olmasına rağmen oda tipindeki mezarlar
Lykia tipinde değildir. O da tipi mezarlarda birinin üzerindeki
kitabede herkim ki bu mezara zarar verir kendisi Chiemeraya kurban
edilerek cezalandırılacaktır yazmaktadır. M. S. 142 ve 240 daki
depremlerde tahrip olan şehirde hayat 15 yıla kadar devam etmiş
bu yılda tamamen terk edilmiştir. (M. S. 141'deki depremden sonra
Lykialı milyarder Opramaos şehrinin imarı için 12.000 Denarius
hiba etmiştir. Bu hibeyi yine şehirde bulunmuş bir kitabeden öğreniyoruz.
Sikkelerden ediğimiz bilgilere göre Olympos'ta Apolyon, Atena,
Zeus ve Hepaisun kültü vardır. Bir Olympos'lahti üzerinde Olympos
tanrıları Zeus ve Hephaistosa şükranlarını sunarlar buda Zeus
ve Hephaiston kültünün diğer tanrı kültürlerinden oranla daha
yaygın olduğunu göstermektedir. Şehrin yakınındaki Chimera - Yanar
taş diğer adıyla Hephaiston, Hephaistos'un Olympos'un baş tanrısı
olduğunu gösteriyor. Gömütlerin üzerinde kendisinin koruyuculuk
göreviyle anılması, ceza paralarının ona ait tapınağa aktarılması
ve onun adına şenlikler düzenlenmesi de bunun diğer işaretleridir.
Hıristayanlık Olympos'ta erken başlamıştır. İlk tanınmış piskoposları
METHİDİOS olup, İmparator Dioclianus döneminde (M. S. 293- 294)
Hiristiyanların takibinde öldürülmüştür. Diğer tanınmış bir piskopus'u
ise ARİSTOKRITOS tur. Bu piskopus M. S. 431'deki efes konsilium'una
Olympos'u temsilen katılmıştır.
Türklerin Yanartaş olarak adlandırdığı
ve Chimera efsanesinin geçtiği yer olarak batılılarca Chimera
olarak bilinen mahallin adı HEPHAİSTEİON'dur. Senecan ve Plinius
burayı bu isimle adlandırmaktadırlar. (Senecan, Epist. 29, 3).(Plinius,
Naturalist historia 5, 100)
Hepaisteion'a antik bir yolla ulaşılmaktadır.
Orada bu üç nefli basilika yer almaktadır. Basilikanın yan nefleri
ve apsisi firekleslerle süslüdür. Var olduğu bilinen fakat tüm
araştırmalara rağmen bu güne kadar yeri tespit edilmeyen hepaistos
tapınağının bu basilakanın altında olduğu basilikanın bu tapınağın
üzerine inşa edildiği sağlanmaktadır. (Adnan diller Olympos ve
Hephaistion kült kalıntıları üzerine bir ön araştırma)
Hephaisteion'da devamlı yanan ateşten
kaynaklanan bir efsane vardır. Kral Proitos' un eşi olan Anteia
Bellerophontes'e aşık olur, ona duygularını açar. Ancak karşılık
göremeyince, Bellerophontes'in kendisine ilanı aşk ettiğini söyler
bunun üzerine Proitos Lykia kıralı İobates'e bir mektup yazar
ve bunu bellerophontes ile gönderir. Mektupta bellorophontes'in
kendisini öldüreceği yazılıdır. Bellerophontes'in kendisini öldüreceği
kuşkusuna kapılan lobates bellerophates'i Chimera'ya gönderir.
Chimera önden arslan arkadan ejderha ortadan keçi görünümlü ağzından
alevler fışkıran bir canavardır. Bellerophontes kendisine tanrıça
Athena'nın hediye ettiği Pegasos (kanatlı at) un da yardımıyla
Chimerayı alt eder öldürür. Bu arada lobates gerçeği öğrenir kızıyla
Bellerophontes'i evlendiri drohoma olarak krallığın yanı sıra
ona verir. Bu mitos toprak altından çıkan tabii gazların yanmasıyla
oluşan sönmeyen ateş imajından yararlanarak oluşturulmuş ve Homerus'un
ıllıada ve Odessea'sına girmiştir. Homeros'tan sonra bu efsana
Hephaistos ile birleştirilmiş ve bu topraklar üzerinde Hephaistos
kült'ü oluşturulmuştur. |
|